بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

30 Eylül 2017 Cumartesi

Dünya Malı


Oylat Mağarası - Bursa


Hz. İsa, bir adam ile birlikte bir nehir kenarına geldiler, yemek için oturdular. Yanlarında üç parça ekmek vardı. Birini Hz. İsâ, diğerini adam yedi. Hz. İsa su içmek için nehir kenarına gidip geldiğinde kalan ekmeği göremedi. Ekmeğe ne olduğunu sorunca, adam -bilmiyorum- dedi.

Yollarına devam ettiler. Hz. İsâ'dan iki mucize zuhur etti. Her seferinde adama "Sana bu mucizeleri gösteren Allah için -ekmeğe ne oldu-" diye sordu, o da bilmiyorum dedi.

Sonra bir düzlüğe geldiler. Hz. İsâ biraz kum ve toprak alıp "Allah'ın izniyle altın ol" dediği gibi altın oldu. Altını üçe taksim etti ve: Biri senin, biri benim ve diğeri de ekmeği alanındır, deyince, onu da ben aldım, dedi. Hz. İsâ altının hepsini yalan söyleyen adama bırakıp ondan ayrıldı.

Bu sırada iki kişi gelerek altını gördüler, almak istediler. Adam, onlardan emin olmak için, gelin bunu üçe taksim edelim, dedi, razı oldular. Sonra içlerinden birini yiyecek almak için şehre gönderdiler. Şehre giden adam altına tama' edip aldığı yiyeceğe zehir karıştırdı. Kalanlar da altın için geleni tuzağa düşürüp öldürdüler, sonra getirdiği yemeği yediler, öldüler. Altın meydanda, o üç ölü de etrafında kaldı.

Bir vakit sonra Hz. İsa oradan geçerken yanındakilere olanları bildirip: "işte dünya böyledir, ehline böyle yapar, ondan sakınınız." buyurdu. (Hayatü'l-Hayevânü'l-Kübrâ, s. 292)




Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat


Kitaptan diğer paylaşımları okumak için TIKLAYIN.


28 Eylül 2017 Perşembe

Et Nerede?





Hoca’nın canı et yemeği istemiş bir gün. Kasaptan iki kilo et alıp evine götürmüş. “Akşama güzelce pişir bunları,” demiş hanımına. Ne var ki o gün eve hanımın misafirleri gelmiş. Kadıncağız eti pişirip onlara ikram etmiş. Akşam da bir tarhana çorbası çıkarmış Hoca’nın önüne. “Et nerede?” demiş Hoca. Kadın doğruyu söyleyeceğine bir yalan kıvırmış. “Eti kedi yedi,” “Getir şu kediyi bakalım” demiş Hoca. Sonra teraziyi çıkartıp kediyi tartmış. Bakmışlar ki tam iki kilo geliyor. Hoca hanımına sormuş: “Peki hanım, kedi bu ise bizim et nerede? Et buysa kedi nereye gitti?”



27 Eylül 2017 Çarşamba

Ariflerden Biri Der Ki:




"Yaptığım bir hayır işi insanlar gördüğünde, o ameli gözümden düşürürüm/artık ondan bir sevap beklemem."





26 Eylül 2017 Salı

Makam-ı Mahmud



"Makam-ı Mahmud" tabirini duymayan Müslüman yok gibidir. Kelime mânâsını bilmeseler de herkes "Makam-ı Mahmud"un Peygamberimiz'in âhiretteki makamı olduğunu bilir.

Bu tabir, Kur'an-ı Kerim'de İsrâ sûresi 79. âyette "Makamen mahmûdâ" şeklinde geçer.

Âyetin mânâsı şöyledir:

"...Rabbinin seni bir makam-ı mahmuda (şefaat makamına) göndermesi kesindir."

Elmalı tefsirinde, Fatiha sûresinin tefsiri kısmında bu hususta şu bilgiler veriliyor:

"Gerçekten de Makam-ı Mahmud (en yüksek şefaat makamı ) bilhassa peygamberlerin sonuncusu olan Efendimize va'd olunan ve onu hamd etme makamından hamd edilen (övülen) makamına yücelten bir makamdır ki, büyük şefaat makamıdır. Bu makamda "Livâü'l-Hamd" sancağı onun eline teslim olunmuştur. Âhirette Makam-ı Mahmud'un bol şefaati iledir ki,  Livâü'l-Hamd altında toplanacak olan ümmet, Allah'a hamd etmelerinden paylarını alacak ve cennet ehlinin dualarının sonu da "Âlemlerin rabbi Allah'a hamd olsun" olacaktır."


Ruhu'l-Beyan tefsirinde şöyle deniliyor:

23 Eylül 2017 Cumartesi

Hikmetli Sözler




"Edebi gözetmek, zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen, hakka ka­vuşamaz."

"Ehlin gönlü için (âilenin gönlünü almak için) günah işlemek ah­mak­lıktır."

"Eshâb-ı kirâm sohbet ile yükseldi. Eshab-ı kirâm dini bildirenler­dir."

"Eshâb-ı kirâma dil uzatan dini yıkar. Eshâb-ı kirâmın imânda ayrılık­ları yoktur."

"Kalbin tasfiyesi (temizlenmesi); İslâmiyete uymakla, sünnetlere ya­pışmakla, bid'atler­den kaçmakla ve nefse tatlı gelen şeylerden sakın­makla olur. Zikr ve rehberi ( doğru yolu gösteren âlimi) sev­mek bunu ko­laylaştırır."

"Malı zarardan korumanın ilacı, zekât vermektir."

"Mâsivâ, mahlûklar demektir. Akla hayale gelen, düşünülen, gö­rülen herşey mâsivâ­dır."

21 Eylül 2017 Perşembe

Artık Hiçbir Şeyde Hayır Kalmamıştır




Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize döndü ve "Ey muhacir topluluğu! Başınıza şu beş şey geldiği zaman artık hiçbir şeyde hayır kalmamıştır. Bu beş şeyin sizin başınıza gelmesinden Allâhü Teâlâ'ya sığınırım.


1- Zina açığa çıkar ve açıkça işlenirse, muhakkak veba hastalığı artar ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde görülmeyen hastalıklar çıkar.

2- Ölçü ve tartıda eksiklik yaparlarsa muhakkak kıtlık, geçim sıkıntısı ve idarecinin zulmüne uğrarlar.

3- Mallarının zekâtlarını vermezlerse muhakkak gökten bir damla yağmurdan bile mahrum bırakılırlar. Hayvanlar da olmasa hiç yağmur göremezler.

4- Allâhü Teâlâ'ya ve Resûlü'ne verdikleri sözlerinden dönerlerse Allâhü Teâlâ onlara, kendilerinden olmayan bir düşmanı musallat eder de sahip oldukları servetlerin, mülklerin bir kısmını alırlar.

5- İdarecileri, Allâhü Teâlâ'nın kitabıyla hüküm vermez ve Allâhü Teâlâ'nın hükümleri karşısında onları serbest bırakır (işlerine geldiği gibi amel ederler)se Allâhü Teâlâ aralarında harb, fitne ve ihtilaflar çıkarır." (Hılyetü'l-Evliyâ; Sünen-i İbn Mâce)




Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat


Kitaptan diğer paylaşımları okumak için TIKLAYIN.


19 Eylül 2017 Salı

Kurtçuğun Tesbihi (Hikâye)




Rivayet olundu:

Mûsâ Aleyhisselâma, Firavunu imana davet etmesi için vahiy nazil olduğu zaman; Mûsâ Aleyhisselâmın kalbi, ehli (ve ailesinin) hallerine bağlandı. Ve:

-"Ya benim ailemin işlerini kim yürütecek?" dedi.

Bunun üzerine Allâhü Teâlâ hazretleri, Mûsâ Aleyhisselâma asâsını (orada bulunan) bir kayaya vurmasını emretti. Mûsâ Aleyhisselam asasını kayaya vurdu. O ikiye bölündü. Ve içinde ikinci bir kaya daha çıktı. Sonra Mûsâ Aleyhisselam asasını o kayaya da vurdu. O da ikiye bölündü. Ve içinde üçüncü bir kaya daha çıktı. Son­ra Mûsâ Aleyhisselam, asâsıyla o kayaya da vurdu. O üçüncü kaya da ikiye bölündü, içinde bir kurt çıktı. O kurdun ağzında da gıdanın ye­rine geçerli olan bir şey vardı; onu yiyordu.

Mûsâ Aleyhisselâmın kulağından manevî perdeler kalktı. Mûsâ Aleyhisselam, o kurdun sesini işitti. Şöyle diyordu:

“Sübhane men yerânî ve yesmeu kelâmî ve ya’rifü mekânî yezkürunî ve lâ yensânî.”

-"Noksan sıfatlardan tenzih u tesbih ederim o Allah'ı ki, be­nim yerimi görüyor, sözümü işitiyor, mekânımı biliyor ve beni asla unutmuyor...."




Rûhu’l Beyan Tefsiri
İsmail Hakkı Bursevi (k.s.)



Müfref not: ya’rifü deki  cezmli ayın harfidir. Türkçede böyle bir harf olmadığı için öyle yazabildim.


17 Eylül 2017 Pazar

Savaş



Bir savaş patladığında insanlar, “Uzun sürmez bu, çok aptalca!” derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. Budalalık hep direnir, insan hep kendisini düşünmese bunun farkına varabilirdi.



Veba
Albert Camus

15 Eylül 2017 Cuma

Niçin Tasavvuf Değil De Mistisizm?




İslâmî eserlerde sık sık kullanılan "tasavvuf" kelimesini, Avrupalılar ve Hıristiyan âlemi pek kullanmaz. "Tasavvufun tam karşılığı olmasa da, bu kelimenin yerine, ona yakın bir mânâya gelen "Mistik" kelimesini kullanırlar. Mistik, doğuda yani İslam âleminde kullanılan "Tasavvufî" kelimesinin batıdaki karşılığıdır. Mistisizm de tasavvuf demek...

İslam toplumu içinde yaşadıkları halde tasavvufu içine sindiremeyen bazı kimseler var ki, bunlar tasavvufu yaşamamakla kalmaz, bu kelimeden de köşe bucak kaçarlar. Bu mevzûdan bahsederken bile, güpgüzel o İslâmî "tasavvuf" kelimesi varken, onu bırakır da gider elin Fransızca mistik veya mistisizm kelimelerini kullanırlar.

Nedir bunun sebebi?

Batı hayranlığı mıdır? Avrupâî kelime kullanma hevesi midir? Yoksa "Bakın ben bu kelimeleri de biliyorum" düşüncesi midir, bilmiyoruz.




Dinde Deformistler 1
Ali Eren

Kitap Kalbi Yayıncılık


13 Eylül 2017 Çarşamba

Âyetlere Zorlama Mânâlar Verme Gayretleri


Dinde Deformistler


Rabbimizin emir ve yasakları ve bize bildirmek istediği gerçekler, kendi kelamı olan Kur'an-ı Kerim'dedir. Onun için, Kur'an'a mânâ verenlerin bu mühim işte çok hassas davranmaları şarttır. Nitekim asırlar boyunca gelen İslam âlimleri âyetlere mânâ verirken âdeta titremişlerdir.

Yeterli ilme sahip olan âlimlerimiz, Kur'an'a elbette mânâ vermeli ve müslümanları Kur'an âyetleriyle uyarmalıdırlar. Çünkü ilim sahiplerinin değişmez vazifeleri budur.

Ancak, zamanımızda bu konuda yadırganacak bazı tavırlara şahit olmuyor değiliz. İlminin yeterli olup olmadığına bakmadan âyetlere mânâ vermeye kalkışan bazı kimseler, hallerine bakmadan devirmedik çam bırakmıyorlar.

Bu da bir kıyamet alâmeti olsa gerek.

Ayetlere yanlış mânâ veren bu kimseleri iki kısma ayırmak mümkün.

11 Eylül 2017 Pazartesi

Allah (c.c.) Görür Ve Bilir




Abdullah bin Dinar (r.a.) anlatıyor: Hz. Ömer ile beraber Mekke'ye gitmek üzere yola çıktık. Giderken yolda kurtlara rastladık. Derken dağdan bir çoban indi, geldi. Hz. Ömer, "Ey çoban! Şu koyunlardan birini bana sat." dedi. Çoban, "Ben köleyim, satamam." dedi.

Hz. Ömer, "Efendine, kurt yedi dersin." dedi. Bu söz üzerine çoban "Peki, Allah'a ne derim?" deyince Hz. Ömer ağladı. Sonra çobanın efendisine gitti. Köle olan çobanı satın alıp azad etti ve "Söylediğin o sözden dolayı ben seni dünyada âzâd ettim. Âhirette de azad olmanı ümid ederim." dedi.



Allâhü Teâlâ gizli-açık, iyi kötü yapılan her şeyi görür, bilir ve ona göre sevap ve ceza ile muamele eder.



Humeyd et-Tavil (rh.), Süleyman bin Ali'ye (rh.) "Bana vaaz ve nasihat et." dedi. Süleyman (rh.) dedi ki, "Allâhü Teâlâ'nın seni gördüğünü bildiğin halde hiç kimsenin olmadığı bir yerde isyanda bulunuyorsan, sen çok büyük bir cürette bulunmuş olursun. Eğer, isyan ederken onun seni görmediğini düşünüyorsan, o zaman da dinden çıkmış olursun."



Firkad es-Senci' (rh.) dedi ki: "Muhakkak ki münafık etrafına bakınır, hiç kimseyi görmeyince hemen kötülük ve günaha dalar. O insanları gözler, ama her şeyi gören Allâhü Teâlâ'yı düşünmez." (İhyâu Ulûmiddîn, 2/1765)




Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat


Kitaptan diğer paylaşımları okumak için TIKLAYIN.


9 Eylül 2017 Cumartesi

Uzun Emel



Resûlullah (s.a.v)'in dualarından biri(nin manası) şudur "Allah'ım! Âhiret hayrına mâni olan günahtan, ölümün hayrına mani olan hayattan ve hayırlı amel işlemeye mani olan emelden sana sığınırım."


Hz. Ali şöyle demiştir: "Dikkat edin, uzun emel âhireti unutturur."


Dâvûd-u Tâî "Kimin emeli uzun olursa ameli de kötü olur." demiştir. (Nüzhetü'l-Mecalis, s. 65)





Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat


Kitaptan diğer paylaşımları okumak için TIKLAYIN.

8 Eylül 2017 Cuma

Âzâların Vazifeleri



İnsanın vücudu üç kısımdır. Kalbi, dili ve diğer azalarıdır. Allâhü Teâlâ her kısma bazı ikramlarda bulunmuştur:

Kalbe, kendisini tanımayı ve tevhidde bulunmayı,
Dile, kelime-i şehâdet söylemeyi ve Kur'ân-ı Kerîm'i okumayı.
Diğer azalara da namazı, orucu ve diğer ibadet ve taatları ikram etmiştir.

Her kısma, gözetleyen ve koruyan bir melek tayin etti. Ancak kalbin korumasını bizzat kendisi aldı. Bundan dolayı, kulun kalbinde gizli olanı Allâhü Teâlâ'dan başka kimse bilemez.

Dil için Kirâmen Kâtibîn meleklerini tayin etti. Zira Allâhü Teâlâ "(insan) Her ne söz telaffuz ederse, mutlaka yanında hazır gözetleyici vardır." (Kâf Sûresi, âyet 18) buyurmuştur.

Diğer azalara da bazı şeylerin yapılmasını emretmiş bazı şeylerin de yapılmamasını emretmiştir.
Allâhü Teâlâ bu azalardan şunları ister:

Kalbden, imanda sebat etmesini, haset etmemesini, hainlik yapmamasını, hilede bulunmamasını.
Dilden, gıybet etmemesini, yalan söylememesini, boş sözler konuşmamasını.
Diğer azalardan da Allâhü Teâlâ'ya âsi olmamasını, hiçbir müslümana eziyet etmemesini. (Ebu'l-Leys es-Semerkandî, Tenbihü'l-Gafilin, 145)


Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat


Kitaptan diğer paylaşımları okumak için TIKLAYIN.

6 Eylül 2017 Çarşamba

Kulak Çınlaması



Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: "Birinizin kulağı çınladığında beni ansın ve bana salavât getirsin ve 'zekerallâhü men zekeranî bi-hayrin' desin"

Resûlullâh, "Muhammedün Resûlullâh sallalâhü aleyhi ve sellem" ve bunun benzeri salavat-ı şerife okumak ile zikredilir, anılır.

Mü'minin kulağı çınladığı esnada Resûlullâh (s.a.v.) onu Cenâb-ı Hak katında anmış, ona duâ etmiştir. Mü'minin ruhu bunu duyduğu zaman kulağı çınlar. Bunun için salavât-ı şerife okuması tavsiye buyurulmuştur.

Nitekim ayak uyuşup karıncalandığında da salavât getirmek tavsiye edilmiştir. (Feyzü'l-Kadir)



Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat

Kitaptan diğer paylaşımları okumak için TIKLAYIN.


5 Eylül 2017 Salı

Günahları Affettiren Bazı Şeyler


Botanik Park - Bursa


Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
• "Her kim bir çocuğuna yüzünden Kur'ân okumasını öğretirse Allah onun geçmiş ve gelecek olan günahlarını mağfiret eder.

• "Her kim çocuğuna ezberden Kur'ân okumağı öğretirse Allâhü Teâlâ kıyamet gününde yüzü ayın on dördü gibi (parlak) olarak diriltir; çocuğuna 'oku', denilir. Her bir âyeti okudukça Allah babasının bir derecesini yükseltir. Kurân-ı Kerîm'den ezberindekilerini bitirinceye kadar Allâhü Teâlâ babasının derecesini yükseltir."

• "Kim bir âmâyı (görmeyeni) kırk adım yürütürse geçmiş ve gelecek günahları mağfiret olunur."

• "Kim bir Müslüman kardeşinin ihtiyâcını görmek için çalışırsa -ihtiyacı görülsün, görülmesin- geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır ve kendisine iki berât verilir: Şirkten berât, nifaktan berât."

4 Eylül 2017 Pazartesi

Nasıl Yaşıyoruz?



Beynimiz. Dış dünyadaki değişimlere uyum sağlama konusunda belirli bir kapasiteye sahip. Etkilenme derecesi bir insandan diğerine farklılık gösterse de uyaran yoksunluğunda olduğu gibi, uyaran fazlasında da organizmanın dengeleri bir süre sonra bozulmaya başlar. Bazen travma olarak nitelendirilebilecek oranlarda. Çünkü giderek artan sayıda insan savrulurcasına yaşar halde.




Rastgele Ben
Engin Geçtan



2 Eylül 2017 Cumartesi

En Faziletlisi, En Akıllısı




Abdullah İbn-i Ömer (r.anhumâ) anlatıyor:

"Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) mescidinde on kişi vardı: Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, İbn-i Mesûd, Muâz b. Cebel, Huzeyfe, Abdurrahman b. Avf, Ebû Saîd radıyallâhu anhüm hazretleri ve ben de onuncu kişiydim. Ensardan bir genç geldi ve Resûlullâh'a (s.a.v.) selam verip oturdu. Sonra da "Yâ Resûlallâh! Mü'minlerin hangisi en faziletlidir?" diye sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Ahlâkı en güzel olandır," buyurdular. "En akıllısı, en zekisi kimdir?" diye sordu. "Ölümü en çok hatırlayan ve ölüm gelmeden önce ona en güzel şekilde hazırlık yapandır. İşte en akıllı bunlardır." buyurdular. Bu cevaptan sonra genç sustu.


Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat


Kitaptan diğer paylaşımları okumak için TIKLAYIN.

Bir Bardak Suyun Değeri


Sapanca Gölü


Evliyadan İbn-i Semmâk (rh.) bir gün Halife Harun Reşid'in (rh.) huzuruna girer. Bu esnada Harun Reşid hizmetçilerinden su ister. Bir bardak su getirirler. Tam içmek üzere iken İbn-i Semmâk: "Ey Mü'minlerin Emiri, biraz bekleyin", der. Sonra da: Eğer bu suyu içmekten alıkonulsaydın onu kaça satın alırdın?' diye sorar. Halife: 'Mülkümün yarısını verirdim' diye cevap verir. Bunun üzerine İbn-i Semmâk 'Buyurun, için, afiyet olsun' der.

Halife suyu içince İbn-i Semmâk: "İçtiğin bu suyun vücudundan çıkmaması halinde, onun dışarı çıkmasını ne ile satın alırdın?" diye sorar. Halife "Mülkümün hepsiyle satın alırdım." diye cevap verir. Bunun üzerine İbn-i Semmâk "Kıymeti bir içimlik su ve idrar kadar olan bir mülke rağbet etmek uygun olmaz." der.
Bu sözler üzerine Harun Reşid çok ağlamıştır. (Suyûtî, Târîhu'l-Hulefa, 293)



Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat


Kitaptan diğer paylaşımları okumak için TIKLAYIN.


1 Eylül 2017 Cuma

Hayır Mı, Şer Mi?



İmâm-ı Gazâlî Hazretleri buyurdular:

Bir işte hayır olup olmadığını bilmek istersen onu şu üç ölçüye koy. Eğer bu ölçülere uygun gelirse hayırdır, onu yap, uymazsa şerdir, onu terk et.

Evvelâ o işi dînî ölçülere göre değerlendir. Eğer dîne uygun ise yap, değilse terk et.

Eğer bununla hayır yahut şer olduğunu anlayamazsan o vakit onun dîn âlimlerinin ve sâlih kişilerin yaptıklarına uyup uymadığına bak. Onların yaptıklarına uygunsa hayırdır, yap; değilse şerdir, yapma.

Bununla da hayır veya şer olduğunu tesbit edemezsen nefsine ve hevâna arz et. Nefs bir korkuya bağlı olmadan tabiî olarak ondan nefret ediyorsa, o hayırdır. Nefs Allâh'dan bir sevâb ümîd ederek değil de tamahkârlığı yüzünden ona meyl ediyorsa şerdir. Zira nefis dâima kötülüğü emreder ve asla hayra meyletmez. (Feyzulkadîr, 1-347)




Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat


Kitaptan diğer paylaşımları okumak için TIKLAYIN.